<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Anlatiyoruz.Com Ailesi - Şiirler ve Hikayeler]]></title>
		<link>http://www.anlatiyoruz.com/</link>
		<description><![CDATA[Anlatiyoruz.Com Ailesi - http://www.anlatiyoruz.com]]></description>
		<pubDate>Sat, 11 Sep 2010 00:45:09 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[EŞEK ]]></title>
			<link>http://www.anlatiyoruz.com/esek.html</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 17:15:15 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anlatiyoruz.com/esek.html</guid>
			<description><![CDATA[Bir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer. <br />
Adam ne yapacağını düşünürken, hayvan ...saatlerce anı...rır. <br />
En sonunda çiftçi, hayvanın yaşlı olduğunu ve kuyunun da zaten <br />
kapanması gerektiğini düşünür ve eşeği çıkartmaya değmeyeceğine karar <br />
verir. Bütün komşularını yardıma çağırır. Her biri birer kürek alarak kuyuya toprak atmaya başlarlar. Eşek ne <br />
olduğunu fark edince, önce daha beter bağırmaya başlar. Sonra, herkesin şaşkınlığına, sesini keser. <br />
Birkaç kürek toprak daha attıktan sonra, çiftçi kuyuya bakar. Gözlerine inanamaz. Eşek, sırtına düşen her kürek toprakla müthiş bir şey yapmakta, toprağı aşağıya silkeleyerek yukarı çıkmasına basamak hazırlamaktadır. <br />
Bir süre sonra, komşular toprak atmaya devam edince, herkesin şaşkınlığı altında eşek, kuyunun kenarından dışarı bir adım atıp, koşarak uzaklaşır! <br />
<br />
Hayat üzerinize hep toprak atacaktır; her türlü pislik ile. <br />
Kuyudan çıkmanın sırrı, bu pisliği silkeleyip bir adım yükselmektir. <br />
<br />
Sıkıntılarımızın her biri bir adımdır. En derin kuyulardan bile yılmayarak, usanmayarak çıkabiliriz. <br />
Silkelenin ve biraz daha yukarı çıkın.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer. <br />
Adam ne yapacağını düşünürken, hayvan ...saatlerce anı...rır. <br />
En sonunda çiftçi, hayvanın yaşlı olduğunu ve kuyunun da zaten <br />
kapanması gerektiğini düşünür ve eşeği çıkartmaya değmeyeceğine karar <br />
verir. Bütün komşularını yardıma çağırır. Her biri birer kürek alarak kuyuya toprak atmaya başlarlar. Eşek ne <br />
olduğunu fark edince, önce daha beter bağırmaya başlar. Sonra, herkesin şaşkınlığına, sesini keser. <br />
Birkaç kürek toprak daha attıktan sonra, çiftçi kuyuya bakar. Gözlerine inanamaz. Eşek, sırtına düşen her kürek toprakla müthiş bir şey yapmakta, toprağı aşağıya silkeleyerek yukarı çıkmasına basamak hazırlamaktadır. <br />
Bir süre sonra, komşular toprak atmaya devam edince, herkesin şaşkınlığı altında eşek, kuyunun kenarından dışarı bir adım atıp, koşarak uzaklaşır! <br />
<br />
Hayat üzerinize hep toprak atacaktır; her türlü pislik ile. <br />
Kuyudan çıkmanın sırrı, bu pisliği silkeleyip bir adım yükselmektir. <br />
<br />
Sıkıntılarımızın her biri bir adımdır. En derin kuyulardan bile yılmayarak, usanmayarak çıkabiliriz. <br />
Silkelenin ve biraz daha yukarı çıkın.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[KIRIK CAM TEORİSİ ]]></title>
			<link>http://www.anlatiyoruz.com/kirik-cam-teorisi.html</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 16:49:00 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anlatiyoruz.com/kirik-cam-teorisi.html</guid>
			<description><![CDATA[Yıllar öncesi. Öğrenciyim. Hava bunaltıyor. Yorgunum. Az sonra bineceğim otobüste de oturamayacağım kesin. Bari beklerken dinlenebilirdim. Duraktaki banka oturmaya niyetlendim. Ama garip ki, benden önce oturanlar oturak yerine ayaklarını koymuşlar, bankın arkalığını da oturmak için kullanmışlardı. Gençler öyle otururdu o zamanlar. (Herkes gibi otururlarsa, yaşlı sanılmaktan mı korkarlardı?) "Böyle gelmiş, böyle gider"di. Ben de onlar gibi oturmak zorunda kaldım. Ayaklarımı oturak yerine koydum, bankın arkalığının daracık ucuna yerleştim. Çok geçmedi ki banka benim gibi oturamayacak yaşlı teyze, benden önce banka benim gibi oturan gençlerin hepsinin hesabını bana sordu. İyice bir fırça yedim. Ben o azarı hak etmemiştim ama o haklıydı. Sustum.<br />
<br />
Meğer ben o koltuğa oturmadan yıllar önce, ABD’de bir araştırmacı, o teyzeye karşı yaşadığım acı mahcubiyetin hesabını yapmışmış. Şimdi haberim oldu. "Kırık Cam Teorisi" hesabıymış bu.<br />
<br />
Anlatıldığı kadarıyla: "Kırık Cam Teorisi" ABD’li suç psikologu Philip Zimbardo’nun 1969′da yaptığı bir deneyden ilham alınarak geliştirilmiş. Zimbardo, suç oranının yüksek olduğu, yoksul Bronx ve daha yüksek yaşam standardına sahip Palo Alto bölgelerine birer 1959 model otomobil bıraktı. Araçların plakası yoktu, kaputları aralıktı. Ve olup bitenleri izledi. Bronx’taki otomobil üç gün içinde baştan aşağıya yağmalandı. Diğerine ise bir hafta boyunca kimse dokunmadı. Ardından Zimbardo ve iki öğrencisi ’sağ kalan’ otomobilin yanına gidip çekiçle kelebek camını kırdı. Daha ilk darbe indirilmişti ki çevredeki insanlar (zengin beyazlar) da olaya dahil oldu. Birkaç dakika sonra o otomobil de kullanılmaz hale gelmişti. "Demek ki" diyordu Zimbardo, "ilk camın kırılmasına ya da çevreyi kirleten ilk duvar yazısına izin vermemek gerek. Aksi halde kötü gidişatı engelleyemeyiz."<br />
<br />
Şimdi niye o banka öyle oturduğumu anladım. Ve benim olmayan suça nasıl da kolayca katılabildiğime, hatta onu çoğalttığıma şaşırmadım. Ayrıca benden önceki suçların hepsinin hesabının bana sorulmuş olması da gerekiyormuş.<br />
<br />
"Kırık Cam Teorisi"nin takipçileri bakın ne diyor: "Metruk bir bina düşünün. Binanın camlarından biri bile kırık olsa, o camı hemen tamir ettirmezseniz, çok kısa sürede, oradan geçen herkes bir taş atıp, binanın tüm camlarını kırar. Ben ilk cam kırıldığında hemen tamir ettirdim. Bir elektrik direğinin dibine ya da bir binanın köşesine, biri bir torba çöp bıraksın. O çöpü hemen oradan kaldırmazsanız, her geçen, çöpünü oraya bırakır ve çok kısa bir sürede dağlar gibi çöp birikir. Ben ilk konan çöp torbasını kaldırttım."<br />
<br />
Bunları niye mi anlattım? Kalbimizde ucundan kıyısından kırılmış camlar taşıyoruz sürekli… Ruhumuzun başköşelerine ilk başta önemsiz gözüken, laf etmeye değmez çöpler bırakıyoruz her gün. Küçük küçük günahlar, minik minik hatalar camı kırık araba gibi diğerlerini de camları kırmaya, kapıları çerçeveleri indirmeye teşvik ediyor. Pişmanlığımızı fırsat bilip ortadan kaldıracak kadar ciddiye almadığımız "çöpler"imiz, sürçmelerimiz, kötülüklerimiz, ayıplarımız, kokuşmuş çöp dağlarına, kötülük yığınlarına kapı aralıyor. "Böyle gelmişse, böyle gider" diye kendi kendimizi ağır veballer altında ezdirdikçe ezdiriyoruz.<br />
Kırık camın oradaki varlığı, diğer camların da kırılabileceğine dair bir haklılık üretir içimizde. Çöpün bizden önce oraya atılmış olması, oraya çöp atmanın bir alışkanlık olduğunu söyler bize. Çok geçmeden biz de o alışkanlığa alışır, alışık olunanı yapmakta haklı görürüz kendimizi. Cam ilk kırıldığında hafife alırsak, ağırlaşır cam kırıkları. Çöp ilk atıldığında umursamazsak, umursamazlığımız bir çöp dağını besler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yıllar öncesi. Öğrenciyim. Hava bunaltıyor. Yorgunum. Az sonra bineceğim otobüste de oturamayacağım kesin. Bari beklerken dinlenebilirdim. Duraktaki banka oturmaya niyetlendim. Ama garip ki, benden önce oturanlar oturak yerine ayaklarını koymuşlar, bankın arkalığını da oturmak için kullanmışlardı. Gençler öyle otururdu o zamanlar. (Herkes gibi otururlarsa, yaşlı sanılmaktan mı korkarlardı?) "Böyle gelmiş, böyle gider"di. Ben de onlar gibi oturmak zorunda kaldım. Ayaklarımı oturak yerine koydum, bankın arkalığının daracık ucuna yerleştim. Çok geçmedi ki banka benim gibi oturamayacak yaşlı teyze, benden önce banka benim gibi oturan gençlerin hepsinin hesabını bana sordu. İyice bir fırça yedim. Ben o azarı hak etmemiştim ama o haklıydı. Sustum.<br />
<br />
Meğer ben o koltuğa oturmadan yıllar önce, ABD’de bir araştırmacı, o teyzeye karşı yaşadığım acı mahcubiyetin hesabını yapmışmış. Şimdi haberim oldu. "Kırık Cam Teorisi" hesabıymış bu.<br />
<br />
Anlatıldığı kadarıyla: "Kırık Cam Teorisi" ABD’li suç psikologu Philip Zimbardo’nun 1969′da yaptığı bir deneyden ilham alınarak geliştirilmiş. Zimbardo, suç oranının yüksek olduğu, yoksul Bronx ve daha yüksek yaşam standardına sahip Palo Alto bölgelerine birer 1959 model otomobil bıraktı. Araçların plakası yoktu, kaputları aralıktı. Ve olup bitenleri izledi. Bronx’taki otomobil üç gün içinde baştan aşağıya yağmalandı. Diğerine ise bir hafta boyunca kimse dokunmadı. Ardından Zimbardo ve iki öğrencisi ’sağ kalan’ otomobilin yanına gidip çekiçle kelebek camını kırdı. Daha ilk darbe indirilmişti ki çevredeki insanlar (zengin beyazlar) da olaya dahil oldu. Birkaç dakika sonra o otomobil de kullanılmaz hale gelmişti. "Demek ki" diyordu Zimbardo, "ilk camın kırılmasına ya da çevreyi kirleten ilk duvar yazısına izin vermemek gerek. Aksi halde kötü gidişatı engelleyemeyiz."<br />
<br />
Şimdi niye o banka öyle oturduğumu anladım. Ve benim olmayan suça nasıl da kolayca katılabildiğime, hatta onu çoğalttığıma şaşırmadım. Ayrıca benden önceki suçların hepsinin hesabının bana sorulmuş olması da gerekiyormuş.<br />
<br />
"Kırık Cam Teorisi"nin takipçileri bakın ne diyor: "Metruk bir bina düşünün. Binanın camlarından biri bile kırık olsa, o camı hemen tamir ettirmezseniz, çok kısa sürede, oradan geçen herkes bir taş atıp, binanın tüm camlarını kırar. Ben ilk cam kırıldığında hemen tamir ettirdim. Bir elektrik direğinin dibine ya da bir binanın köşesine, biri bir torba çöp bıraksın. O çöpü hemen oradan kaldırmazsanız, her geçen, çöpünü oraya bırakır ve çok kısa bir sürede dağlar gibi çöp birikir. Ben ilk konan çöp torbasını kaldırttım."<br />
<br />
Bunları niye mi anlattım? Kalbimizde ucundan kıyısından kırılmış camlar taşıyoruz sürekli… Ruhumuzun başköşelerine ilk başta önemsiz gözüken, laf etmeye değmez çöpler bırakıyoruz her gün. Küçük küçük günahlar, minik minik hatalar camı kırık araba gibi diğerlerini de camları kırmaya, kapıları çerçeveleri indirmeye teşvik ediyor. Pişmanlığımızı fırsat bilip ortadan kaldıracak kadar ciddiye almadığımız "çöpler"imiz, sürçmelerimiz, kötülüklerimiz, ayıplarımız, kokuşmuş çöp dağlarına, kötülük yığınlarına kapı aralıyor. "Böyle gelmişse, böyle gider" diye kendi kendimizi ağır veballer altında ezdirdikçe ezdiriyoruz.<br />
Kırık camın oradaki varlığı, diğer camların da kırılabileceğine dair bir haklılık üretir içimizde. Çöpün bizden önce oraya atılmış olması, oraya çöp atmanın bir alışkanlık olduğunu söyler bize. Çok geçmeden biz de o alışkanlığa alışır, alışık olunanı yapmakta haklı görürüz kendimizi. Cam ilk kırıldığında hafife alırsak, ağırlaşır cam kırıkları. Çöp ilk atıldığında umursamazsak, umursamazlığımız bir çöp dağını besler.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Nergisli Sone ]]></title>
			<link>http://www.anlatiyoruz.com/nergisli-sone.html</link>
			<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 14:04:54 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anlatiyoruz.com/nergisli-sone.html</guid>
			<description><![CDATA[- Bağırdı: 'Orada kim var?', <br />
                      'Var,' diye cevap verdi yankı. <br />
                         Odvidius, Narkhisos ile Ekho - <br />
<br />
Yetmiş ikide Vegas'ta bir sentle çalışan <br />
Tek kollu bir canavar bulduyduk geceyarısı <br />
Üç çocuk, yorgun, unuttuyduk her şeyi <br />
-Nedense birden nergisler açtı beynimde <br />
<br />
Onu ve iki arkadaşını Sanayi'de görünce- <br />
Nasıl sevinçle el salladılar birbirlerine <br />
Gelen çocuklar da onun gibi çıraktılar <br />
El sıkıştılar, şakalaştılar, sigara yaktılar <br />
<br />
Umurlarında değildi dünya: Haftalık diye <br />
Aldıkları üç kuruş para bir yana <br />
Ağır iş, kılıksızlık, kir-pas, çamur-çaylak <br />
  <br />
<br />
Solduramıyordu henüz gülümseyişlerini <br />
Dosttular, bu yetiyordu belki de onlara <br />
Üç çocuk, yorgun, unutmuşlardı her şeyi. <br />
Coşkun Yerli]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[- Bağırdı: 'Orada kim var?', <br />
                      'Var,' diye cevap verdi yankı. <br />
                         Odvidius, Narkhisos ile Ekho - <br />
<br />
Yetmiş ikide Vegas'ta bir sentle çalışan <br />
Tek kollu bir canavar bulduyduk geceyarısı <br />
Üç çocuk, yorgun, unuttuyduk her şeyi <br />
-Nedense birden nergisler açtı beynimde <br />
<br />
Onu ve iki arkadaşını Sanayi'de görünce- <br />
Nasıl sevinçle el salladılar birbirlerine <br />
Gelen çocuklar da onun gibi çıraktılar <br />
El sıkıştılar, şakalaştılar, sigara yaktılar <br />
<br />
Umurlarında değildi dünya: Haftalık diye <br />
Aldıkları üç kuruş para bir yana <br />
Ağır iş, kılıksızlık, kir-pas, çamur-çaylak <br />
  <br />
<br />
Solduramıyordu henüz gülümseyişlerini <br />
Dosttular, bu yetiyordu belki de onlara <br />
Üç çocuk, yorgun, unutmuşlardı her şeyi. <br />
Coşkun Yerli]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yaşanmamış Hatıralar ]]></title>
			<link>http://www.anlatiyoruz.com/yasanmamis-hatiralar.html</link>
			<pubDate>Wed, 25 Aug 2010 14:15:56 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anlatiyoruz.com/yasanmamis-hatiralar.html</guid>
			<description><![CDATA[-I- <br />
<br />
Yaşanmamış hatıralar bilirim <br />
Büyülü sonbahar akşamlarında <br />
Bulutlar üstünde su kenarında <br />
Yalnız hayal edilen hatıralar <br />
İşte; en ürpertici nağmelerle <br />
Bizim şarkımızı söyliyen rüzgar <br />
Sen dudağında gülümsemelerle <br />
Ben gözyaşlarımla, bu alemdeyim <br />
Fakat yine bizbize, başbaşayız <br />
Duymasan düşünmesen de; unutma <br />
Bir daha bu anı yaşıyamayız. <br />
<br />
-II- <br />
<br />
Görülmemiş manzaralar bilirim <br />
Karda, kışta, belki de ilkbaharda <br />
Hür denizlerde, kuytu ormanlarda <br />
Sadece hissedilen manzaralar <br />
Bak. Dinle, neler anlatıyor yağmur <br />
Üşüyorum üşüyorum beni sar <br />
Karanlık başladı, gitme ne olur <br />
inan değişen manzaralar değil <br />
Kilometreler ayıramadı bizi <br />
Fakat bir gün gelir de birleştirir <br />
Beyaz bir güvercin kanadı bizi <br />
<br />
-III- <br />
<br />
Söylenilmemiş mısralar bilirim <br />
Hüzün dolu yağmurlu gecelerde <br />
Alev çalgılarının sustuğu yerde <br />
Yalnız, yalnız düşünülen mısralar <br />
Bilinmeyen şeyler huzur içinde <br />
Bilmenin bilinmez bir korkusu var <br />
Bak bütün rüyalarım nur içinde <br />
Çünkü, bugün havasını kokladığın <br />
denizaşırı bir diyar bilirim <br />
Ve o diyarda seninle beraber <br />
Yaşanmamış hatıralar bilirim. <br />
Ümit Yaşar Oğuzcan]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[-I- <br />
<br />
Yaşanmamış hatıralar bilirim <br />
Büyülü sonbahar akşamlarında <br />
Bulutlar üstünde su kenarında <br />
Yalnız hayal edilen hatıralar <br />
İşte; en ürpertici nağmelerle <br />
Bizim şarkımızı söyliyen rüzgar <br />
Sen dudağında gülümsemelerle <br />
Ben gözyaşlarımla, bu alemdeyim <br />
Fakat yine bizbize, başbaşayız <br />
Duymasan düşünmesen de; unutma <br />
Bir daha bu anı yaşıyamayız. <br />
<br />
-II- <br />
<br />
Görülmemiş manzaralar bilirim <br />
Karda, kışta, belki de ilkbaharda <br />
Hür denizlerde, kuytu ormanlarda <br />
Sadece hissedilen manzaralar <br />
Bak. Dinle, neler anlatıyor yağmur <br />
Üşüyorum üşüyorum beni sar <br />
Karanlık başladı, gitme ne olur <br />
inan değişen manzaralar değil <br />
Kilometreler ayıramadı bizi <br />
Fakat bir gün gelir de birleştirir <br />
Beyaz bir güvercin kanadı bizi <br />
<br />
-III- <br />
<br />
Söylenilmemiş mısralar bilirim <br />
Hüzün dolu yağmurlu gecelerde <br />
Alev çalgılarının sustuğu yerde <br />
Yalnız, yalnız düşünülen mısralar <br />
Bilinmeyen şeyler huzur içinde <br />
Bilmenin bilinmez bir korkusu var <br />
Bak bütün rüyalarım nur içinde <br />
Çünkü, bugün havasını kokladığın <br />
denizaşırı bir diyar bilirim <br />
Ve o diyarda seninle beraber <br />
Yaşanmamış hatıralar bilirim. <br />
Ümit Yaşar Oğuzcan]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[MUTLULUK ]]></title>
			<link>http://www.anlatiyoruz.com/mutluluk.html</link>
			<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 16:50:37 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anlatiyoruz.com/mutluluk.html</guid>
			<description><![CDATA[<img class="postimage" src="http://photos-e.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs135.ash2/40093_434159084867_126663584867_4795108_3537336_s.jpg" border="0" alt="[Resim: 40093_434159084867_126663584867_4795108_3537336_s.jpg]" /><br />
Büyük bir kedi, kuyruğuyla oynayan küçük bir kediye sormuş: <br />
"Neden kuyruğunu kovalıyorsun?" <br />
Yavru kedi yanıt vermiş:<br />
"Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğun da kuyruğum olduğunu ögrendim. Bu nedenle onu kovalıyorum, yakaladığımda mutluluğa kavuşacağım."<br />
Bunun üzerine yaşlı kedi şöyle demiş:<br />
"Gençken ben de mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim. Ama şunu farkettim; ne zaman onu kovalasam benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi yoluma gitsem hep peşimden geliyor."]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img class="postimage" src="http://photos-e.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs135.ash2/40093_434159084867_126663584867_4795108_3537336_s.jpg" border="0" alt="[Resim: 40093_434159084867_126663584867_4795108_3537336_s.jpg]" /><br />
Büyük bir kedi, kuyruğuyla oynayan küçük bir kediye sormuş: <br />
"Neden kuyruğunu kovalıyorsun?" <br />
Yavru kedi yanıt vermiş:<br />
"Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğun da kuyruğum olduğunu ögrendim. Bu nedenle onu kovalıyorum, yakaladığımda mutluluğa kavuşacağım."<br />
Bunun üzerine yaşlı kedi şöyle demiş:<br />
"Gençken ben de mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim. Ama şunu farkettim; ne zaman onu kovalasam benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi yoluma gitsem hep peşimden geliyor."]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Git demem ama kalda demem bundan sonra *   Bundan sonra biri olacaksa hayatımda..  Öy]]></title>
			<link>http://www.anlatiyoruz.com/git-demem-ama-kalda-demem-bundan-sonra-bundan-sonra-biri-olacaksa-hayatimda-oy.html</link>
			<pubDate>Fri, 20 Aug 2010 14:29:20 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anlatiyoruz.com/git-demem-ama-kalda-demem-bundan-sonra-bundan-sonra-biri-olacaksa-hayatimda-oy.html</guid>
			<description><![CDATA[Git demem ama kalda demem bundan sonra * <br />
Bundan sonra biri olacaksa hayatımda..<br />
Öyle ha diyince olmayacak..<br />
Sevgi nedir bilecek herşeyden önce..<br />
Seven kırılır mı.. Kırılırsa canı çok yanar mı bunları bilecek..<br />
Değer bilecek birde..<br />
Ben ona bir gittiysem o bana on gelebilecek..<br />
Her yaptığında bir kez daha yetmedi bir kez daha düşünecek..<br />
Hatta bazen kendinden bile önce..<br />
Çok sevsin demiyorum ama çok sevmese bile değer versin..<br />
İncitmekten korksun...<br />
İşte böyle biri olsunda tamam olsun..<br />
Bunun gibisi yoksada benden uzak dursun..<br />
Böylesi olsun olsunda ;<br />
Geçmişime baktığımda kal denmeyeceklere bile kal demişim..<br />
Gitmesin istemişim..<br />
Bundan sonra git derim demiyorum ama kalda demem öyle her böylede olana.. <br />
<br />
Büşra SARIKAYA]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Git demem ama kalda demem bundan sonra * <br />
Bundan sonra biri olacaksa hayatımda..<br />
Öyle ha diyince olmayacak..<br />
Sevgi nedir bilecek herşeyden önce..<br />
Seven kırılır mı.. Kırılırsa canı çok yanar mı bunları bilecek..<br />
Değer bilecek birde..<br />
Ben ona bir gittiysem o bana on gelebilecek..<br />
Her yaptığında bir kez daha yetmedi bir kez daha düşünecek..<br />
Hatta bazen kendinden bile önce..<br />
Çok sevsin demiyorum ama çok sevmese bile değer versin..<br />
İncitmekten korksun...<br />
İşte böyle biri olsunda tamam olsun..<br />
Bunun gibisi yoksada benden uzak dursun..<br />
Böylesi olsun olsunda ;<br />
Geçmişime baktığımda kal denmeyeceklere bile kal demişim..<br />
Gitmesin istemişim..<br />
Bundan sonra git derim demiyorum ama kalda demem öyle her böylede olana.. <br />
<br />
Büşra SARIKAYA]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Nazım Hikmet / Piraye İçin ]]></title>
			<link>http://www.anlatiyoruz.com/nazim-hikmet-piraye-icin.html</link>
			<pubDate>Thu, 19 Aug 2010 17:01:32 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anlatiyoruz.com/nazim-hikmet-piraye-icin.html</guid>
			<description><![CDATA[‎...<br />
Bir tanem!<br />
Son mektubunda :<br />
"Başım sızlıyor<br />
yüreğim sersem!"<br />
diyorsun.<br />
"Seni asarlarsa <br />
seni kaybedersem;"<br />
diyorsun;<br />
"yaşıyamam!"<br />
Yaşarsın karıcığım,<br />
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda;<br />
yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı<br />
en fazla bir yıl sürer<br />
yirminci asırlılarda <br />
ölüm acısı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[‎...<br />
Bir tanem!<br />
Son mektubunda :<br />
"Başım sızlıyor<br />
yüreğim sersem!"<br />
diyorsun.<br />
"Seni asarlarsa <br />
seni kaybedersem;"<br />
diyorsun;<br />
"yaşıyamam!"<br />
Yaşarsın karıcığım,<br />
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda;<br />
yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı<br />
en fazla bir yıl sürer<br />
yirminci asırlılarda <br />
ölüm acısı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ah dostum derdim başka.... ]]></title>
			<link>http://www.anlatiyoruz.com/ah-dostum-derdim-baska.html</link>
			<pubDate>Thu, 19 Aug 2010 16:58:12 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anlatiyoruz.com/ah-dostum-derdim-baska.html</guid>
			<description><![CDATA[Sanma ki derdim güneşten ötürü;<br />
Ne çıkar bahar geldiyse?<br />
Bademler çiçek açtıysa?<br />
Ucunda ölüm yok ya.<br />
Hoş,olsa da korkacak mıyım zaten<br />
Güneşle gelecek ölümden?<br />
Ben ki her nisan bir yaş daha genç,<br />
Her bahar biraz daha aşığım;<br />
Korkar mıyım?<br />
Ah,dostum,derdim başka...<br />
Orhan Veli Kanık]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sanma ki derdim güneşten ötürü;<br />
Ne çıkar bahar geldiyse?<br />
Bademler çiçek açtıysa?<br />
Ucunda ölüm yok ya.<br />
Hoş,olsa da korkacak mıyım zaten<br />
Güneşle gelecek ölümden?<br />
Ben ki her nisan bir yaş daha genç,<br />
Her bahar biraz daha aşığım;<br />
Korkar mıyım?<br />
Ah,dostum,derdim başka...<br />
Orhan Veli Kanık]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Küçük İskender - o kadar boş]]></title>
			<link>http://www.anlatiyoruz.com/kucuk-iskender-o-kadar-bos.html</link>
			<pubDate>Tue, 17 Aug 2010 14:29:27 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anlatiyoruz.com/kucuk-iskender-o-kadar-bos.html</guid>
			<description><![CDATA[‎...<br />
Herşey bir sokak çocuğunun elini cebine sokabildiği kadar boş. <br />
Öznesi olmayan cümleler gibi değersiz. <br />
Ve senin "N'aber" soruna "iyilik" dediğim kadar yalan !..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[‎...<br />
Herşey bir sokak çocuğunun elini cebine sokabildiği kadar boş. <br />
Öznesi olmayan cümleler gibi değersiz. <br />
Ve senin "N'aber" soruna "iyilik" dediğim kadar yalan !..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Albert Einstein ]]></title>
			<link>http://www.anlatiyoruz.com/albert-einstein.html</link>
			<pubDate>Tue, 17 Aug 2010 14:28:58 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anlatiyoruz.com/albert-einstein.html</guid>
			<description><![CDATA[‎...<br />
Dünya yaşamak için tehlikeli bir yer; <br />
Kötülük yapanlar yüzünden değil, <br />
Durup seyreden ve onlara ses çıkarmayanlar yüzünden..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[‎...<br />
Dünya yaşamak için tehlikeli bir yer; <br />
Kötülük yapanlar yüzünden değil, <br />
Durup seyreden ve onlara ses çıkarmayanlar yüzünden..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Özdemir Asaf ]]></title>
			<link>http://www.anlatiyoruz.com/ozdemir-asaf.html</link>
			<pubDate>Tue, 17 Aug 2010 14:28:35 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anlatiyoruz.com/ozdemir-asaf.html</guid>
			<description><![CDATA[‎...<br />
Hayır sus !<br />
Gitmeni anlarım ama sus !<br />
Bahanelerini cüzdanına kaldır !<br />
‘Gitmek zorundayım’la başlayan cümlelerini ağzının içine topla...<br />
Küçükken öğrenememişsin,<br />
Ağzında yalan varken konuşma !..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[‎...<br />
Hayır sus !<br />
Gitmeni anlarım ama sus !<br />
Bahanelerini cüzdanına kaldır !<br />
‘Gitmek zorundayım’la başlayan cümlelerini ağzının içine topla...<br />
Küçükken öğrenememişsin,<br />
Ağzında yalan varken konuşma !..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kederle ]]></title>
			<link>http://www.anlatiyoruz.com/kederle.html</link>
			<pubDate>Tue, 17 Aug 2010 13:49:12 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anlatiyoruz.com/kederle.html</guid>
			<description><![CDATA[Bir candan bin ölüme kederle <br />
Ulaşsın yüreğin rüzgarı <br />
Gün doğsun alev yağsın dağlara <br />
Özlemin tutuklasın zamanı <br />
<br />
Gülü solsun cefakar ecelin <br />
Kesilsin şahdamarı mekanın <br />
Bir candan bin ölüme kederle <br />
Eğer kardeşiysen fırtınanın <br />
<br />
Tövbesi bozulsun ol esrarın <br />
Ol sevda rahmindeyse bereket <br />
Bir candan bin ölüme kederle <br />
O zaman haram edilsin cennet <br />
<br />
Çalsalar da inancı yürekten <br />
İnce uzun beyaz karanlıkta <br />
Bir candan bin ölüme kederle <br />
Yeşersin bedenin yıldızlara <br />
<br />
Ayrılık çağıdır artık hazırlan <br />
Bir candan bin ölüme kederle <br />
Kanasın yüzünde ay ışığı <br />
Cesedin şafağı eritse de <br />
Refik Durbaş]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir candan bin ölüme kederle <br />
Ulaşsın yüreğin rüzgarı <br />
Gün doğsun alev yağsın dağlara <br />
Özlemin tutuklasın zamanı <br />
<br />
Gülü solsun cefakar ecelin <br />
Kesilsin şahdamarı mekanın <br />
Bir candan bin ölüme kederle <br />
Eğer kardeşiysen fırtınanın <br />
<br />
Tövbesi bozulsun ol esrarın <br />
Ol sevda rahmindeyse bereket <br />
Bir candan bin ölüme kederle <br />
O zaman haram edilsin cennet <br />
<br />
Çalsalar da inancı yürekten <br />
İnce uzun beyaz karanlıkta <br />
Bir candan bin ölüme kederle <br />
Yeşersin bedenin yıldızlara <br />
<br />
Ayrılık çağıdır artık hazırlan <br />
Bir candan bin ölüme kederle <br />
Kanasın yüzünde ay ışığı <br />
Cesedin şafağı eritse de <br />
Refik Durbaş]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ne kadar fakir? ]]></title>
			<link>http://www.anlatiyoruz.com/ne-kadar-fakir.html</link>
			<pubDate>Fri, 13 Aug 2010 17:04:02 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anlatiyoruz.com/ne-kadar-fakir.html</guid>
			<description><![CDATA[Bir gün çok zengin bir adam oğlunu kırsal kesime götürüp ona insanların ne kadar fakir olabileceğini göstermek istemişti.<br />
Çok fakir bir ailenin çiftliğinde bir gün bir gece geçirdiler. Şehre dönerken baba oğluna sordu:<br />
"Yolculuğumuzu nasıl buldun?" <br />
"Çok güzeldi babacığım!" diye cevap verdi oğlu.<br />
"insanların ne kadar fakir olabileceğini gördün,değilmi?" <br />
"Evet."<br />
"Peki ne öğrendin?"<br />
"Şunu gördüm" dedi oğlu. "Bizim evde bir köpeğimiz, onların dört köpeği var. Bizim evde bahçenin yarısına kadar gelen bir havuzumuz, onların kilometrelerce uzunluğunda dereleri var. Bizim bahçede ithal lambalarımız, onların yıldızları var. Bizim taraçamız ön bahçeye kadar, onlarınki ise ufka kadar uzanıyor." Ufaklık konuşurken, babası şaşkınlıktan tek kelime bile edemedi.<br />
Ve çocuk ekledi:<br />
"Ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için, teşekkür ederim babacığım!"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir gün çok zengin bir adam oğlunu kırsal kesime götürüp ona insanların ne kadar fakir olabileceğini göstermek istemişti.<br />
Çok fakir bir ailenin çiftliğinde bir gün bir gece geçirdiler. Şehre dönerken baba oğluna sordu:<br />
"Yolculuğumuzu nasıl buldun?" <br />
"Çok güzeldi babacığım!" diye cevap verdi oğlu.<br />
"insanların ne kadar fakir olabileceğini gördün,değilmi?" <br />
"Evet."<br />
"Peki ne öğrendin?"<br />
"Şunu gördüm" dedi oğlu. "Bizim evde bir köpeğimiz, onların dört köpeği var. Bizim evde bahçenin yarısına kadar gelen bir havuzumuz, onların kilometrelerce uzunluğunda dereleri var. Bizim bahçede ithal lambalarımız, onların yıldızları var. Bizim taraçamız ön bahçeye kadar, onlarınki ise ufka kadar uzanıyor." Ufaklık konuşurken, babası şaşkınlıktan tek kelime bile edemedi.<br />
Ve çocuk ekledi:<br />
"Ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için, teşekkür ederim babacığım!"]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gündüşü ]]></title>
			<link>http://www.anlatiyoruz.com/gundusu.html</link>
			<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 20:40:41 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anlatiyoruz.com/gundusu.html</guid>
			<description><![CDATA[üç gündür aynı kadın durakta <br />
gözleri sonsuz gece sabaha değen <br />
üç gündür “fazla biletiniz var mı acaba?” <br />
sesini duymak için <br />
iyi niyetli günahlar özleyen <br />
adını bile bilmiyorum daha <br />
ama hep tedirgin bakışları <br />
ön kapıya yaklaşıyor usulca <br />
sile boza yüzündeki anlamı <br />
<br />
sesi kalıyor durakta, bir de saçları <br />
günüme yayılan saçları bir de <br />
sesleniyorum ardından okşar gibi zamanı <br />
yar saçların lüle güle <br />
Enver Ercan]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[üç gündür aynı kadın durakta <br />
gözleri sonsuz gece sabaha değen <br />
üç gündür “fazla biletiniz var mı acaba?” <br />
sesini duymak için <br />
iyi niyetli günahlar özleyen <br />
adını bile bilmiyorum daha <br />
ama hep tedirgin bakışları <br />
ön kapıya yaklaşıyor usulca <br />
sile boza yüzündeki anlamı <br />
<br />
sesi kalıyor durakta, bir de saçları <br />
günüme yayılan saçları bir de <br />
sesleniyorum ardından okşar gibi zamanı <br />
yar saçların lüle güle <br />
Enver Ercan]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Biraz Değiştim ~ Can Yücel ]]></title>
			<link>http://www.anlatiyoruz.com/biraz-degistim-can-yucel.html</link>
			<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 18:01:59 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anlatiyoruz.com/biraz-degistim-can-yucel.html</guid>
			<description><![CDATA[Biraz değiştim,<br />
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…<br />
Değiştim,<br />
Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,<br />
Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni<br />
Ben benimle savaşıyorum,<br />
Seninle değil!<br />
Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın<br />
Ne kazanabileni ne de kaybedeniyim,<br />
Sorun değil!<br />
<br />
Elbet alışırım,<br />
Biraz alıştım,<br />
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,<br />
Alıştım,<br />
Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarıma,<br />
Ve çokluğunu da yokluğunu da istemediğim bu iki arada bir derede duyguya alışıyorum,<br />
Bir yanım bırak diyor bir yanım –ma,<br />
Kesin değil!<br />
<br />
Henüz tanıştım,<br />
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,<br />
Tanıdığımı sandığım bana daha da yakınım artık,<br />
Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda,<br />
Ve aynalara ağlarken gördüklerim kendi tarafımda…<br />
Bir yanım memnun oldum diyor, bir yanım tanıyamadım daha,<br />
Samimi değil!<br />
<br />
Bir hayli kırıldım,<br />
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,<br />
Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime,<br />
Gözlerimden tut da ciğerime kadar kırgınım!<br />
Aslında ne sana, ne olanlara…<br />
Kendime kırgınım…<br />
Maziye hiç değil, an’a kırgınım.<br />
Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına,<br />
Dinlediğim şarkılarda bana seni anlatan şarkıcılara,<br />
Beni anlamadığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşlarına…<br />
Bir hayli kırgınım…<br />
Beni ben kırdım oysa,<br />
İyi değil!<br />
<br />
Galiba yoruldum,<br />
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,<br />
Kendime kalbimi kanıtlamaktan,<br />
Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan,<br />
Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Biraz değiştim,<br />
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…<br />
Değiştim,<br />
Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,<br />
Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni<br />
Ben benimle savaşıyorum,<br />
Seninle değil!<br />
Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın<br />
Ne kazanabileni ne de kaybedeniyim,<br />
Sorun değil!<br />
<br />
Elbet alışırım,<br />
Biraz alıştım,<br />
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,<br />
Alıştım,<br />
Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarıma,<br />
Ve çokluğunu da yokluğunu da istemediğim bu iki arada bir derede duyguya alışıyorum,<br />
Bir yanım bırak diyor bir yanım –ma,<br />
Kesin değil!<br />
<br />
Henüz tanıştım,<br />
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,<br />
Tanıdığımı sandığım bana daha da yakınım artık,<br />
Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda,<br />
Ve aynalara ağlarken gördüklerim kendi tarafımda…<br />
Bir yanım memnun oldum diyor, bir yanım tanıyamadım daha,<br />
Samimi değil!<br />
<br />
Bir hayli kırıldım,<br />
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,<br />
Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime,<br />
Gözlerimden tut da ciğerime kadar kırgınım!<br />
Aslında ne sana, ne olanlara…<br />
Kendime kırgınım…<br />
Maziye hiç değil, an’a kırgınım.<br />
Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına,<br />
Dinlediğim şarkılarda bana seni anlatan şarkıcılara,<br />
Beni anlamadığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşlarına…<br />
Bir hayli kırgınım…<br />
Beni ben kırdım oysa,<br />
İyi değil!<br />
<br />
Galiba yoruldum,<br />
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,<br />
Kendime kalbimi kanıtlamaktan,<br />
Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan,<br />
Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Babam ve Oğlum (2005) ]]></title>
			<link>http://www.anlatiyoruz.com/babam-ve-oglum-2005.html</link>
			<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 18:00:01 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anlatiyoruz.com/babam-ve-oglum-2005.html</guid>
			<description><![CDATA[‎- Böyle gollarımı açeydim iki yana… Tuteydim onu. Tuteydim onu ben… Gitme deyeydim, gitme! Onbeş sene evvelsi… Dureydim böyle, Nuran… Tuteydim. Sarıleydim böyle evladıma, gitme deyeydim. Gitmezdi o vakıt… Galırdı… Ağzım dilim lâl oleydi… Git deyen dilim kopeydi… Benim yüzümden!!!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[‎- Böyle gollarımı açeydim iki yana… Tuteydim onu. Tuteydim onu ben… Gitme deyeydim, gitme! Onbeş sene evvelsi… Dureydim böyle, Nuran… Tuteydim. Sarıleydim böyle evladıma, gitme deyeydim. Gitmezdi o vakıt… Galırdı… Ağzım dilim lâl oleydi… Git deyen dilim kopeydi… Benim yüzümden!!!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir kızın ilk aşkı... ]]></title>
			<link>http://www.anlatiyoruz.com/bir-kizin-ilk-aski.html</link>
			<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 17:58:26 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anlatiyoruz.com/bir-kizin-ilk-aski.html</guid>
			<description><![CDATA[Bir kızın ilk aşkı, vazgeçilmezidir. bambaşka duygularla bağlanır ona. kimseye güvenmediği kadar güvenir. hesabı kitabı yoktur bu sevginin; çıkarsızdır; karşılıksızdır sevgisi. ne zaman beni bırakacak; ne zaman bu aşk bitecek, demeden yaşadığın duygudur. sen onu bırakıp gitsende, başka aşklara yelken açsanda, o seni bırakıp gitmez. işte bir genç kızın ilk aşkı böyledir. çünkü bu aşkın adı; BABADIR..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir kızın ilk aşkı, vazgeçilmezidir. bambaşka duygularla bağlanır ona. kimseye güvenmediği kadar güvenir. hesabı kitabı yoktur bu sevginin; çıkarsızdır; karşılıksızdır sevgisi. ne zaman beni bırakacak; ne zaman bu aşk bitecek, demeden yaşadığın duygudur. sen onu bırakıp gitsende, başka aşklara yelken açsanda, o seni bırakıp gitmez. işte bir genç kızın ilk aşkı böyledir. çünkü bu aşkın adı; BABADIR..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hayata Farklı Bir Bakış Açısı.. ]]></title>
			<link>http://www.anlatiyoruz.com/hayata-farkli-bir-bakis-acisi.html</link>
			<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 17:54:44 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anlatiyoruz.com/hayata-farkli-bir-bakis-acisi.html</guid>
			<description><![CDATA[Amerika'da bir adam lotodan bir milyon dolar kazanıyor,<br />
arabasına giderken bir bayan kızının çok ağır, ölümcül bir hastalığa yakalandığını ve beş yüz bin dolar bulamazsa yarın kızının öleceğini söylüyor.<br />
...Adam hiç düşünmeden parasının beş yüz bin dolarını veriyor.<br />
Ertesi gün bu olaya şahit olan biri, adama o parayı verdiği bayanın bir dolandırıcı olduğunu ve onu kandırdığını söylüyor. (adam gerçekten de kandırılmış)<br />
<br />
Bu konuşmanın sonunda adam sadece gülüyor, Bu duruma barmen oldukça şaşırıyor. -Nasıl olur, kadın seni kandırdı hiç mi üzülmedin?<br />
<br />
Barmenin aldığı cevap ilginçtir:<br />
<br />
-Benim sevincim yarın ölecek bir kızın olmaması!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Amerika'da bir adam lotodan bir milyon dolar kazanıyor,<br />
arabasına giderken bir bayan kızının çok ağır, ölümcül bir hastalığa yakalandığını ve beş yüz bin dolar bulamazsa yarın kızının öleceğini söylüyor.<br />
...Adam hiç düşünmeden parasının beş yüz bin dolarını veriyor.<br />
Ertesi gün bu olaya şahit olan biri, adama o parayı verdiği bayanın bir dolandırıcı olduğunu ve onu kandırdığını söylüyor. (adam gerçekten de kandırılmış)<br />
<br />
Bu konuşmanın sonunda adam sadece gülüyor, Bu duruma barmen oldukça şaşırıyor. -Nasıl olur, kadın seni kandırdı hiç mi üzülmedin?<br />
<br />
Barmenin aldığı cevap ilginçtir:<br />
<br />
-Benim sevincim yarın ölecek bir kızın olmaması!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[kısa ama acıklı bir hikaye...! ]]></title>
			<link>http://www.anlatiyoruz.com/kisa-ama-acikli-bir-hikaye.html</link>
			<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 17:54:25 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anlatiyoruz.com/kisa-ama-acikli-bir-hikaye.html</guid>
			<description><![CDATA[‎...<br />
Evin telefonu Sabaha karsi uc bucukta caldi..Uyku Sersemi adam telefonu acti. <br />
Telefondaki Ses annesine aitti. <br />
Telaslandi, korktu baslarina bir sey mi gelmisti acaba diye endiselendi. <br />
Annesi 'nasilsin oglum iyi misin' diye Sordu. <br />
Oglu Şaskin bir ifadeyle 'iyiyim anne hayirdir bir şey mi oldu Siz iyi misiniz?' dedi. <br />
Annesi 'biz iyiyiz birşeyimiz yok Sadece Sesini duymak istedim' dedi. <br />
Oglu da 'anne bunun icin mi aradin Saat Sabahin uc bucugu yarin da konusabilirdik' diyince annesi de <br />
'Rahatsiz mi ettim oglum?' dedi. <br />
Oglu 'evet anne rahatsiz ettin' diyerek hiddetli bir sekilde cevap verdi. Bunun uzerine annesi; <br />
'25 Sene once Sen de beni bu Saatte rahatsiz etmistin oglum, <br />
Dogum gunun kutlu olsun...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[‎...<br />
Evin telefonu Sabaha karsi uc bucukta caldi..Uyku Sersemi adam telefonu acti. <br />
Telefondaki Ses annesine aitti. <br />
Telaslandi, korktu baslarina bir sey mi gelmisti acaba diye endiselendi. <br />
Annesi 'nasilsin oglum iyi misin' diye Sordu. <br />
Oglu Şaskin bir ifadeyle 'iyiyim anne hayirdir bir şey mi oldu Siz iyi misiniz?' dedi. <br />
Annesi 'biz iyiyiz birşeyimiz yok Sadece Sesini duymak istedim' dedi. <br />
Oglu da 'anne bunun icin mi aradin Saat Sabahin uc bucugu yarin da konusabilirdik' diyince annesi de <br />
'Rahatsiz mi ettim oglum?' dedi. <br />
Oglu 'evet anne rahatsiz ettin' diyerek hiddetli bir sekilde cevap verdi. Bunun uzerine annesi; <br />
'25 Sene once Sen de beni bu Saatte rahatsiz etmistin oglum, <br />
Dogum gunun kutlu olsun...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hayat çok garip....‏]]></title>
			<link>http://www.anlatiyoruz.com/hayat-cok-garip-%E2%80%8F.html</link>
			<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 16:04:56 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anlatiyoruz.com/hayat-cok-garip-%E2%80%8F.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><img class="postimage" src="http://img132.imageshack.us/img132/2801/52191257.png" border="0" alt="[Resim: 52191257.png]" /><br />
<br />
Hayat ne garip bugünlerde ; Mallarımız arttı, keyfimiz azaldı !..Daha büyük evlerde kalıyoruz ama daha küçük ailelerde yaşıyoruz..! Konforumuz arttı ama zamanımız daraldı !..Diplomamız bol ama sağduyumuz az..! Uzmanlıklar arttı ama sorunlar çoğaldı !..İlaçlar çoğaldı, hastalıklar arttı..! Sorumsuzca para harcıyoruz a...ma az gülüyoruz..! Trafikte çok hızlıyız ama çabuk parlıyoruz !..Akşam geç yatıyor, sabah yorgun kalkıyoruz..! Az kitap okuyor, çok televizyon seyrediyoruz !..Varlığımızı arttırdık ama değerlerimizi yitirdik..! Çok konuşuyor ama az gönül veriyoruz ve bol yalan söylüyoruz !..Para kazanmayı öğrendik ama yuva kurmayı beceremedik..! Hayata yıllar ekledik, yillara hayat katamadık !..Ay' a kadar gidip dönmeyi biliyoruz ama komşumuza geçmek için karşıya geçmiyoruz..! Uzaya ulaştık ama ruhun derinliklerine inemiyoruz !..Havayı temizledik ama ruhları kirlettik..! Atomu parçaladık, önyargılarımızı yıkamadık !..Çok yazıyor ama az gelişiyoruz..! Daha çok plan yapıyoruz ama daha az sonuç alıyoruz !..Acele etmeyi öğrendik ama sabırlı olmayı asla..! Gelirimiz arttı, karakterimiz zayıfladı !..Tanıdıklar çoğaldı, dostlar eksildi..! Çabalar arttı ama mutluluklar azaldı !..Bilgisayar ağları kuruyoruz, bilgi otoyolları inşa ediyoruz ama kendi aramızdaki iletişimde zorlanıyoruz..! Dünya barışı der, silahlanırız !..Daha mutlu olmak için somurtarak çalışırız..! Yani bugünlerde ; Eve çift maaşın girdiği ama çiftlerin boşandığı !..Güzel evlerin yuva olamadığı..! Kısa seyahatlerin, kağıt mendil gibi ilişkilerin ; Yıka çık gönüllerin, tek geceliklerin !..Kilo dertlerinin ve her derde deva vitaminlerin..! Vitrinlerin dolu ama gönüllerin boş olduğu ; Günlerde yaşıyoruz !...<br />
<br />
</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><img class="postimage" src="http://img132.imageshack.us/img132/2801/52191257.png" border="0" alt="[Resim: 52191257.png]" /><br />
<br />
Hayat ne garip bugünlerde ; Mallarımız arttı, keyfimiz azaldı !..Daha büyük evlerde kalıyoruz ama daha küçük ailelerde yaşıyoruz..! Konforumuz arttı ama zamanımız daraldı !..Diplomamız bol ama sağduyumuz az..! Uzmanlıklar arttı ama sorunlar çoğaldı !..İlaçlar çoğaldı, hastalıklar arttı..! Sorumsuzca para harcıyoruz a...ma az gülüyoruz..! Trafikte çok hızlıyız ama çabuk parlıyoruz !..Akşam geç yatıyor, sabah yorgun kalkıyoruz..! Az kitap okuyor, çok televizyon seyrediyoruz !..Varlığımızı arttırdık ama değerlerimizi yitirdik..! Çok konuşuyor ama az gönül veriyoruz ve bol yalan söylüyoruz !..Para kazanmayı öğrendik ama yuva kurmayı beceremedik..! Hayata yıllar ekledik, yillara hayat katamadık !..Ay' a kadar gidip dönmeyi biliyoruz ama komşumuza geçmek için karşıya geçmiyoruz..! Uzaya ulaştık ama ruhun derinliklerine inemiyoruz !..Havayı temizledik ama ruhları kirlettik..! Atomu parçaladık, önyargılarımızı yıkamadık !..Çok yazıyor ama az gelişiyoruz..! Daha çok plan yapıyoruz ama daha az sonuç alıyoruz !..Acele etmeyi öğrendik ama sabırlı olmayı asla..! Gelirimiz arttı, karakterimiz zayıfladı !..Tanıdıklar çoğaldı, dostlar eksildi..! Çabalar arttı ama mutluluklar azaldı !..Bilgisayar ağları kuruyoruz, bilgi otoyolları inşa ediyoruz ama kendi aramızdaki iletişimde zorlanıyoruz..! Dünya barışı der, silahlanırız !..Daha mutlu olmak için somurtarak çalışırız..! Yani bugünlerde ; Eve çift maaşın girdiği ama çiftlerin boşandığı !..Güzel evlerin yuva olamadığı..! Kısa seyahatlerin, kağıt mendil gibi ilişkilerin ; Yıka çık gönüllerin, tek geceliklerin !..Kilo dertlerinin ve her derde deva vitaminlerin..! Vitrinlerin dolu ama gönüllerin boş olduğu ; Günlerde yaşıyoruz !...<br />
<br />
</div>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>